The Long Excuse – Eleştiri – Japonya Film Festivali – Malezya

The Long Excuse
Long Excuse

Japon sinemasının bir çok filmini izleyen bir kişi olarak aslında bu festival ve festivaldeki filmkerden pek umutlu değildim. Daha önceden festivaldeki iki filmi izlemştim. Festival Filmleri sizin de gördüğünüz gibi genelde 2016 filmlerinden oluşuyor. Örneğin Midnight Diner 2 veya Samurai Hustle Returns. Öncelikle filmin kahramanlarından bahsedeyim. Sachio ( Fotoğraftaki kişi ) kendini beğenmiş bir yazardır. Hatta tanınmış birisi olduğunda kendi adıyla bile hitap edilmek istememektedir. Çünkü onun adında bir bezbol yıldızı bulunmaktadır ve bu ismi taşımanın oldukça zor olduğunu düşünmektedir. Aslında bu kendini beğenmişliği biraz da kendini küçük görmesinden de kaynaklanabilir. Çünkü iki duygu birbirine öylesine yakındır ki ayırmak zor. Sachio’yu seven karısı ona yaranabilmek için saçını süpürge etmektedir. Fakat nafile, Sachio gençlerden bir kız bulup ilişki yaşamaya başlar. Eşi anlar bunu aslında ama bozuntuya vermez. Sonra bir gün eşi arkadaşıyla başka bir ile giderlerken trafik kazasında ölür. Tabi arkadaşı da ölür. Sachio bir defa olsun ağlamaz bu durumda, kendisini sorgular ve hep bir mazeret bulur bu konuda. Ama şans bu ki Sachio’nun eşinin arkadaşının kocası Sachio kadar metanetli veya duygusuz değildi eşine karşı. Shinsuke, eşi öldükten sonra 2 çocuğu ile başbaşa kalmıştır. Eskiden Sachio ile arkadaşlığı bulunan Shinsuke bu arkadaşlığı tekraralamak istemektedir. Sonrasında olaylar gelişir ve Sachio çocuklar ile iyi geçinmeye ve hatta onları deli gibi sevmeye başlar. Sürekli olarak karısının arkasından ağlayan Shinsuke bir bir kadın ile ilişki tarzı birşeye başlar. İlişki tarzı diyorum Japon kültüründe bu ilişki olmayabilir, garip yani eş değil, kız arkadaş değil ama eş gibi, ama ilişkileri de yok. Sonrasında Sachio yine yalnız kalır.

 

Filmde bu konunun yanında daha çok bende uyandırdıklarından bahsetmek istiyorum. Sachio aslında eşini deli gibi sevmeyen milyonlarca erkekten birisi. Yani ona göre eşi herşeyi yapabilir ama sevgi farklı birşeydir. Sachio’da sevememiştir. Eşi öldüğünden dolayı bir üzüntü duymamaktadır aslında. Diğer insanlar gibi de yalancı değildir. Yani başkalarına ağlayarak karşılık vermez. İnsanlar neden ağlamadığına kulp ararken o doğrudan bunu söyleyebilir. Ama asıl olan Sachio’nun kendisini sevme oranıdır. Bu sevgi yeni nesilde gittikçe artan bir sevgidir. Yani ego, bu öyle birşey ki kendinden başkasının duygusunu düşünemez olmuştu Sachio, eşinin ölümü aslında onu kendisine getirdi diyebiliriz. Zaten o da her sözünde eşimin ölümünü sürekli hatırlamak istiyorum diyor. Eşi öldükten sonra aslında değişmedi Sachio sadece öyleydi, ve başka insanlara olan ilgisi bu olaydan sonra arttı. İsmi ile anılmak istemeyen birisi anında isminin söylenmesine hiç birşey demeyip, çocukla çocuk olan birisi olmaya başladı. Zaten bu sevgiyi alan birisi daha geri dönüş yoluna giremiyor. Yani çocuklardan ayrılması gerektiği zamanlarda hiç ayrılmak istememesi bu durumdan dolayı. Yoksa genç ve yeni ilişki yaşayabilecek birisi. Fakat bunun için anlaşılmaz yalancı eforlar sarfetmeli ve artık yalancı olmaya niyeti yoktur. Zaten evli ve boşanmış kişiler de çocuklarını bu gerçeklikten dolayı seviyor olabilirler. Çünkü etrafında kendi duygularını söyleyemeyeceği veya ona kendi duygularını açıklamayacak tonlarca arkadaş yerine herşeylerinin yok olmasına, yok edilmesine rağmen çocuklarını seviyorlar o kişiler. Sachio bir şekilde sonunda yine iki küçük çocukla görüşüyor ama artık durumun eskisi gibi olmayacağını biliyor.

Bir diğer konu ise Sachio’nun yeni yazdığı kitap. Bu kitap konu olarak Sachio’nun çocuklarla olan arkadaşlığını konu almakta. Hatta bazen Sachio’nun ikileme düştüğünü hissettim. Acaba onları sevdiğinden mi birlikteydi yoksa hikaye yazma ihtiyacından mı ? Bence çocukları sevdiğinden, sizde filmi izeyip güzel bir 2 saat geçirebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir